•  
  •  
Son Dakika
16 Kasım 2018 Cuma

Ne berbat şeyler yiyoruz

03 Kasım 2018 Cumartesi, 13:15
Ne berbat şeyler yiyoruz

Hekim değilim. Sağlık konusunda da çok engin bilgim yok. Ana hammaddesi “mısır” olan; sahte, GDO’lu, ilaçlı, hormonlu, kanser yapıcı, güçten düşürücü arızalı karışımlarla beslenmiş hayvanların ve bitkilerin ürünlerini (yumurta, tavuk, balık, süt, yoğurt, peynir, et, sebze, meyve) tüketmeyi red etmeliyiz.
Tohum, gübre, ilaç, yem sektörlerini ele geçirmiş olan 10 kadar çete (küresel) holding 50-60 yıldır bizleri göstere göstere zehirliyor.
Genetiği değiştirilmiş (GDO’lu) mısırdan üretilen nişasta bazlı şeker (NBŞ), yedikçe yediren monosodyum glutamat (MSG-Çin tuzu), bünyenin kabul etmediği sahte yağlar, tadı-tuzu olmayan hormonlu meyve-sebzeler bizleri hastalıklı, ilaçlara bağımlı, düşünme/üretme yetileri azalmış, tembel varlıklara dönüştürüyor.
Saatlerce magazin, spor, laklak programlarını izleyen insanlarımız Canan Karatay, Ümit Aktaş, Ahmet Rasim Küçükusta, Yavuz Dizdar, Osman Müftüoğlu, Ahmet Aydın, Kenan Demirkol gibi sağlık uzmanlarının ilettiklerini pek kaale almıyor.
Kapalı, kirli, tıkış tıkış ortamlarda 38-42 günde, mısır temelli sahte yemlerle beslenen tavukları yiyerek kendimizi zehirliyoruz.
Gıda sektöründe milyonlarca insanlar çalışıyor. Bunlar işsiz kalmasın, sistem çökmesin diye sağlık sektörünün, akıl hastanelerinin müşterilerini artırıyoruz.
5 litrelik BPA’lı plastik kaptaki endüstriyel su 2.5-3 TL’ye satılıyor. Yani 1 ton suyu 500-600 TL’ye alır olduk. Hem paramız gidiyor hem de sağlığımız.
Dünyanın sağlıksız / kansorejen gıda sektörü ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Çin, İsrail gibi etik, ahlak tanımaz ülkelerin dev şirketlerinin eline geçti. Bunlar medyanın bilinçlendirici yayın yapmasını reklamlarıyla engellemektedir.
Hiçbir besleyici unsuru olmayan sahte gıdalarla ilgili uyarıcı FOOD.INC adlı belgeseli (https://youtu.be/iKoq4EhRtPM) herkesin mutlaka izlemesi şarttır.
Çok ucuza sunulan yüksek tuzlu, sahte şekerli, hormonlu, tarım ilacı yüklü, kanser yapıcı, obezleştirici, ilaçlara bağımlı, alık kuşaklar oluşturucu ürünleri tüketmekten kaçınmalıyız. Bu gidişata dur denilmezse 81 milyonluk kitle, hasta, çelimsiz ve kanserle boğuşur hale dönüşecektir.
Ekmeğimiz, yağımız, şekerimiz, sebzelerimiz, hayvanlarımız tümden sahte hale getirildi. Organik topraklarımızı yitirdik. Köylerimiz boşaldı. Kimyasal işlemden geçirilmemiş gıda yemez olduk… Bu durum bizleri neden rahatsız etmiyor? Ali Özdemir

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz